Muhterem kardeşlerim…

İyiliğin, adaletin, güzelliğin tesisi için gece gündüz çalışan dava arkadaşlarım…

Başları dik, yürekleri mümbit, Anadolu’nun güzel insanları,

Azim, gayret ve fedakârlıktimsalihanımefendiler, beyefendiler

Geleceğimizin teminatı sevgili gençler.

Televizyonları başında bizleri izleyen güzel ülkemin güzel insanları.

Hepinizi bütün kalbimle selamlıyor,

Bu muhteşem buluşmanın,  ülkemizin, milletimizin hayrına vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ

Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü.

Sözlerimin hemen başında bütün emekçilerin, bütün çalışanların bayramını tebrik ediyorum.

Şüphesiz ki bu dünyada, alınteriyle kazanılmış helal bir lokmadan daha değerli bir şey yoktur.

Buna karşın, maalesef 1 Mayıs yıllarca ideolojik tartışmalara esir edilmiştir.

Alınterinin, emeğin, sosyal güvencenin, taşeron işçiliğin, asgari ücretin konuşulması gereken bir gün,Taksim Meydanı” tartışmalarıyla geçiştirilmiştir.

Oysa 1 Mayıs, meydanın değil,insanın konuşulması gereken bir gündür.

Kalıplaşmış ideolojilerin değil,istismar edilen emeğinhaykırılması gereken bir gündür.

Emeğin sömürülüyorsa, akıttığın terin hakkı verilmiyorsa; sağcı olsan ne olur, solcu olsan ne olur?

Açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkûm ediliyorsan Sünni olsan ne olur Alevi (Selefi) olsan ne olur?

Kürt olsan ne olur, Türk olsan ne olur?

BUGÜN, İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ DÜNYADA, MÜCADELE MÜTEKEBBİRLERLE – MAĞDURLAR, ZULMEDENLERLE - MAZLUMLAR HAK YİYENLERLE-HAKKI YENENLER ARASINDADIR.

Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu.

İnsanı insanla kırdılar biri aç-biri toktu”

Pir Sultan Abdal ve büyük mütefekkir Cemil Meriç’ten ilham alarak şunu söylemek istiyorum; 

Bu ülkedeki mesele;

-Sağcı/Solcu meselesi değildir.            

- Muhafazakâr ya da liberal meselesi değildir.

Bu ülkedeki mücadele;

-Hak yiyenlerle, hakkı yenenler arasındadır; mütekebbirle hor görülenler, zulüm edenlerle mazlumlar arasındadır.

İnşallah 24 Haziran; bayramların bayram gibi kutlandığı, çalışana insanca yaşam koşullarının sağlandığı yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır.

SAADET PARTİSİ TÜRKİYE’NİN TEMİNATIDIR

Evet, ülkemiz bir seçime gidiyor.

Adaylık konusunda şahsıma gösterdiğiniz ilgi ve teveccüh için sizlere teşekkür ediyorum.

İnşallah bu görevi sizin asalet ve nezaketinize uygun bir şekilde yerine getirmeyi Cenab-ı Allah bana nasip eder.

Bu süreçte şüphesiz en büyük güvencemiz önce Cenab-ı Hak, sonra da yine sizlersiniz.

Çünkü Saadet Partisi'nde, davasına sımsıkı bağlı sağlam bir teşkilat var.

Saadet Partisi’nde millete hizmet için ibadet aşkıyla çalışan bir kadro var.

Belki, Saadet Partisi’nin Hazine’den aldığı trilyonlarca liralık seçim yardımı yok.

Kullanacağı devlet uçakları, devlet araçları, devlet imkânları yok.

Ama Saadet partisinde inanç var, azim var, bereket var.

Vatan ve milletin geleceği söz konusu olduğunda tavizsiz bir gayretle çalışan, fedakârlık abidesi yüzbinler var.

İşte bu kadro yani sizler Türkiye’nin güvencesi, Türkiye’nin sigortası, Türkiye’nin teminatısınız.

ADAY OLARAK İLK ÇAĞRIMIZ: TOPLUMU KUTUPLAŞTIRMAYALIM

Her zaman söylediğimiz gibi seçimler bir demokrasi yarışıdır.

Siyasi Partiler birbirlerinin düşmanı değil, sadece rakibidirler.

Hepimiz daha iyinin, daha güzelin mücadelesini vereceğiz.

Bu yüzden seçim meydanlarına çıkarken, sözlerime bir çağrıyla başlamak istiyorum, ilk çağrımız şudur:

-Bu süreçte herkes üslubuna dikkat etsin.

-Birbirimizi suçlamak, yaftalamak yerine, problemlerimizi, dertlerimizi sıralayıp, çözüm için projelerimizi anlatalım.

-Bu ülke için, bu millet için yapacaklarımızı anlatalım.

-Öfkeyle, nefretledeğil sağduyu ve nezaketle hareket edelim.

İlk günden itibaren söylüyorum; bu ülke için en büyük tehlike kutuplaşmadır.

Oy devşirmek için toplumu germek, seçimi-savaş gibi göstermek,hemen her konuda milli-gayri milli gibi tanımlara girmek bu millete yapılabilecek en büyük kötülüktür.

KUTUPLAŞMA ARAŞTIRMASI

Karşı karşıya bulunduğumuz durumun vahametini anlamak için bir araştırmadan bahsetmek istiyorum:(Bilgi Üniversitesi 2018 Araştırması)

Bu araştırmaya göre;

  • İnsanımızın yüzde 74'ü kendisiniuzak hissettikleri partinin taraftarlarından biriyle iş yapmak istemiyor.
  • Yüzde 70’i komşu olmak istemiyor.
  • Yüzde 68’i çocuklarının, çocuklarıyla oynamasını dahi istemiyor.

Bu tablo gösteriyor ki, siyasetinde, medyanında, toplumunda bu seçimdeki ilk görevi bu kutuplaşmayı önlemek olmalıdır.

Partilerimiz, düşüncelerimiz, çözüm yollarımız farklı olsa da, hepimiz bu ülkenin insanıyız; dertlerimizi, sıkıntılarımızı birlikte çözeceğiz.

ŞAHISLARIN DEĞİL, İLKELERİN MÜCADELESİNİ VERİYORUZ.

Biz kişiler üzerinden değil, ilkeler ve prensipler üzerinden siyaset yapıyoruz.

İktidarı değil, bozulan düzeni değiştirmek için uğraşıyoruz.

Yoksa sistem aynen devam ettikten sonra Ahmet gitmiş-Mehmet gelmiş,

A Partisi gitmiş B partisi gelmiş bir anlamı olmaz.

Biz kişilerin değil sistemin alternatifiyiz.

Herkes bilsin ki biz, bu süreci de kişiler, partiler üzerinden değil, ilkeler üzerinden yürüteceğiz.

SAADET PARTİSİ’NİN İLKELERİ, PRENSİPLERİ BELLİDİR;

Biz;

-Kutuplaştırıcı değil, kucaklayıcı bir siyaset anlayışına sahibiz.

-Ayrıştırıcı değil,birleştirici ötekileştirişi değil,uzlaşmacı bir anlayışa sahibiz.

-Kuvveti değil, Hakkı Üstün Tutar,

-Menfaati değil, Hizmeti Esas alırız.

Biz:

-Planlı ve Programlı Çalışırız

-İşi Ehline Veririz.

-Kapımızı herkese açık tutar, partizanlık yapmayız.

-Emanete İhanet Etmeyiz

-Çalmayız çaldırmayız

-Kanmayız kandırmayız.

5Y’YE ASLA İZİN VERMEYECEK - 5A’DAN DA ASLA TAVİZ VERMEYECEĞİZ.

Huzurlarınızda söz veriyorum, bizim yönetimimizde;

       -YOLSUZLUĞA

-YANDAŞLIĞA,

-YALAKALIĞA,

-YASAĞA

-YAĞMAYA izin verilmeyecek.

Garip, gurebanın hakkını yetim hakkı korur gibi koruyacağız. İhalelerde şeffaf, denetlemede son derece titiz olacağız.

Çevremizde yalakalarınöbekleşmesine müsaade etmeyeceğiz. Farklı fikir ve düşüncelere saygı gösterecek, hoşumuza gideni değil hoşumuza gitmese de doğru olanı yapacağız.

Çevrenin, tarihin, sahillerin, yeşil alanların talan edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.

İnsanlarımızın ömrünü tükettiği şehirlerimize yaşanabilir bir hüviyet kazandıracak; şehirlerimizi asla ranta kurban etmeyeceğiz.

Türkiye’yi normalleştireceğiz. OHAL’i kaldıracağız. Şiddete başvurmadığı sürece her tür fikir ve düşünenin önünü açacağız.

ŞU 5A’DAN DA ASLA TAVİZ VERMEYECEĞİZ.

  1. AKIL; Cenab-ı Hakkın insana bahşettiği en büyük nimettir. Kamil akıl bir işin sonunu görmektir. Akıl ile hareket etmezseniz 15 günde Şam’da namaz kılacağız der, sonra 15 yılda işin içinden çıkamazsınız. Türkiye’yi tek akıl ile değil ortak akıl ile yöneteceğiz.
  2. ADALET: Suçlu olan kızımız Fatıma’da olsa adaletten taviz vermeyeceğiz. Bir kararname ile onbinlerce garibanı işinden, evinden, ailesinden eden, ama arkası olanı görmezden gelen anlayışa son vereceğiz. Mağdurun ve mazlumun hakkını aramasının önündeki bütün engelleri kaldıracağız. Hakim teminatını mutlaka sağlayacağız.
  3. AHLAK:Ahlak bir toplumun mayasıdır. Ahlak ve maneviyat olmadan bir ülke kalkınamaz. Yönetimde, siyasette ahlakı hâkim kılacağız.
  4. ADANMIŞLIK
  5. ASALET

Bu son ikisini anlatmaya gerek yok.

Adanmışlık ve Asalet nedir görmek isteyen işte bu salona baksın.Çünkü bu salonda;

-Hiçbir makam, hiçbir menfaat beklemeden, bu ülke için gecesini gündüzüne katan adanmış yürekler var.

-Bütün haksızlıklara, bütün imkânsızlıklara, bütün engellere rağmen asaletinden ve duruşundan taviz vermeyenler var.

Şartlar ne olursa olsun yolundan dönmeyenler var.

3 YIL İÇİNDE TÜRKİYE’Yİ ŞAHA KALDIRACAĞIZ

Elbette elimizde sihirli bir değnek yok. Bir dokunuşta her şeyi düzelteceğiz demiyoruz.

Ama 3 yıl içinde ekonomisi güçlü, halkı müreffeh, adaletin tesis edildiği, barış ve kardeşlik yurdu bir Türkiye’yi inşa edeceğiz.

ONARIM DÖNEMİ:

İlk olarak kırılan kalpleri onaracağız. Yıkılan güveni onaracağız. Toplumsal barışı tesis edeceğiz. Çünkü barış olmadan yatırım, yatırım olmadan üretim, üretim olmadan kalkınma olmaz.

YATIRIM DÖNEMİ:

Beraberinde Türkiye çapında bir yatırım hamlesi başlatacağız. Planlamaya önem vereceğiz. Kaynakları verimli kullanacağız. İsrafı önleyeceğiz. Gösteriş ve şatafat için değil, üreten ve üreterek güçlenenbir Türkiye için yatırım yapacağız.

ATILIM DÖNEMİ

Böylece; tarımdan-hayvancılığa, sanayiden-yüksek teknolojiye, madencilikten-enerjiye Türkiye’nin dört bir yanında kuracağımıztesislerle, büyük bir atılım ve kalkınma dönemi başlatacağız.

NASIL YAPACAKSINIZ?

İyi, güzel söylüyorsunuz da bütün bunları bu kadar kısa sürede nasıl yapacaksınız?

-Biz 15 yıl değil 11 ayda D-8’leri kuranlarız.

-Biz 11 ayda cumhuriyet tarihinin ilk ve tek denk bütçesini yapanlarız.

-Biz 11 ayda zarar edenbütün KİT’leri kara geçirenleriz.

-Evet, biz, 15 yıl değil, 15 ay değil, 15 gün değil bir gecede Kıbrıs Barış Harekâtı’nıbaşlatanlarız.

Geçmişte yaptık, yine yaparız.                   

TÜRKİYE’NİN ZENGİNLİĞİ VE POTANSİYELİ

Cenab-ı Allah ülkemize her türlü nimeti vermiş.

              -Üç denizle çevrili bir ülkeyiz.

              -Üç kıtanın;Asya, Avrupa ve Afrika’nın tam ortasındayız.

              -Enerji nakil güzergâhlarının geçiş merkezindeyiz.

              -Fırat ve Dicle başta olmak üzere bölgemizin en zengin su kaynaklarına sahibiz.

              -Daha sayılmayacak çok, Yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahibiz.

              -Dünyanın en güzel iklimine, en geniş endemik bitki örtüsüne sahibiz.

              -En önemlisi de Avrupa’nın en genç nüfusuna sahibiz.

Bu kadar imkânasahip bir ülke;

-Hala borçla ayakta tutuluyor, hala işsizliği konuşuyor, çalışan ve emeklisi açlık sınırında yaşıyorsa bu o ülkenin değil o ülkeyi yönetenlerin beceriksizliğidir.

BÜTÜN KAYNAK VE YATIRIM PROJELERİMİZ HAZIR

İktidar;proje hazırlama yeri değil, hazırlanan projeleri hayata geçirme dönemidir.

Milletimizin en ufak bir şüphesi olmasın. Saadet Partisi olarak iktidara hazırız.

-Projelerimiz hazır.

-Kaynak paketlerimiz hazır.

-Üretim hamlelerimiz hazır.

-Türkiye’nin 81 ilini, 81 ayrı sanayi ve üretim merkezi yapacak kalkınma planlarımız hazır.

ONLARCA ÇALIŞTAY YAPTIK.

Emek olan yerde bereket olur. Dersimize çok çalıştık.

Türkiye’nin en yetkin akademisyenlerini, uzmanlarını, bürokratlarını topladık.

Komisyonlar oluşturduk. Onlarca çalıştay düzenledik.

-Aile’den, İç Göç’e,

-Yatırım’danKalkınma’ya,

-Tarım’dan ve Hayvancılığa

-Gençlik ve Eğitim’e,

-Şehir Hastanelerinden

- Emeklilerimizin ve Esnafımızın sorunlarına

Her alanda raporlarımızı hazırladık, projelerimizi çıkardık.

Teşkilatımız hazır, kadrolarımız hazır, biz hazırız.

24 Haziran’da sıra sizde.Söz aziz milletimizde.

25 HAZİRAN’DA YENİ BİR TÜRKİYE

İnşallah 25 Haziran sabahı yeni bir güne, yeni bir döneme, yeni bir Türkiye’ye uyanacağız.

Bu yeni dönemde nefret değil, kardeşliğibüyüteceğiz.

Kin ve öfkeyi değil, merhametibüyüteceğiz.

Düşmanlarımızın değil, dostlarımızın sayısını arttıracağız.

Bu noktada şunu da belirteyim ki, biz sadece ülkemizin değil, bölgemizin de, bütün mazlum ülkelerinde de, hatta bütün insanlığında kurtuluş, barış ve huzurunu sağlayacak bir anlayışa sahibiz. Bunun reçetesi bizde.

Şimdi buradan tüm ülke insanımıza sesleniyorum.

Sadece dilimizle değil, tüm kalbimizle sesleniyoruz.

Bu coğrafya hepimizin.

Acının tarafı olmaz. Acının ırkı, dili, rengi, bölgesi olmaz.

Gazze’de bizim, Cizre’de bizim.

Yitip giden gencecik fidanlar hepimizin geleceği.

KAN DEĞİL, TER AKITACAĞIZ.

Bu coğrafyaya barış ve kardeşlik kan dökerek değil, ter dökerek, dil dökerek gelecektir.

Bu coğrafyanın ilacı Washington’un, Brüksel’in, Tel Aviv’in değil, Ankara’nın, Bağdat’ın, Şam’ın, Tahran’ın elindedir.

Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Fars’ın kardeşliğindedir.

Ve elbette biz binlerce yıllıkbu kardeşliği yeniden tesis edeceğiz.

Bunun için her kapıya gideceğiz.

Her eli tutacağız,

Her yüreğe dokunacağız.

Aklımızda, gönlümüzde, dilimizde iyilik ve güzellikten başka bir şey olmadığını göstereceğiz.

Sadece oy istemek için değil, kalp kazanmak için gideceğiz.

Çünkü biz siyaseti kalbi kırıklar ve mazlumlar için yapıyoruz.

Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.